MS ve Beslenme

MS, yani Multipl Skleroz gün geçtikçe adı daha sık telafuz edilen bir hastalık haline geldi. Nedeni bilinmeyen bu hastalıkla ilgili iyi haber; tedavisindeki gelişmeler ve tetikleyici faktörlerin saptanmaya başlanmış olması. Bilim çevrelerinde en çok kabul gören neden olarak; bağışıklık sisteminin gelişmeye başladığı çocukluk çağlarında henüz tanımlanmamış bir virüsün yada çeşitli çocukluk çağı virüs hastalıklarının hastalığa yatkın bireylerde bağışıklık sistemini kırılganlığa itebileceği ve bu durumun sonuçlarının merkezi sinir sisteminde yıllar sonra ortaya çıkabileceği gösterilmektedir. Bu hastalıkta kişinin bağışıklık sistemi, kendi myelin proteinlerine yabancılaşarak kendi kendini hasara uğratmaya başlar. Sağlıklı bireylerde myelin kılıf denen yapı sayesinde sinirsel mesajlar iletilir ve beyinden gelen sinyaller vücudu yönetir, ancak MS hastalarında oluşan hasar sonucu sinirsel mesajlarda yavaşlama meydana gelir ve vücut fonksiyonlarını kontrol etmek güçleşir.

Çift görme, kuvvetsizlik, denge bozuklukları, duyu kayıpları, bacaklarda uyuşukluk ve safra kesesi çalışmasında kontrol kaybı belirtiler arasındadır. Ancak unutulmaması gereken bir durum vardır ki bu da hastaların kesinlikle kendilerini diğer MS hastalarıyla karşılaştırmaması gerektiğidir. Çünkü durum herkeste farklılıklar gösterebilmektedir. Atak/ alevlenme denilen durumlar da kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Atak veya alevlenme dediğimiz kavramlar; en az 24 saat süren ve gündelik hayatı kısıtlayan herhangi bir bulgu anlamında kullanılırlar. Örneğin; belirsiz ama inatçı bir yorgunluk hali veya bir uzvun kaybı yada dengesizlik gibi bariz kayıplar atak olarak sayılır.

Belirtiler arasında olan yorgunluk, uyku bozuklukları, kas sertliği, denge bozuklukları, baş dönmesi, kulak çınlaması, görme sorunları, uyuşmalar ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklar için uzman doktorlar eşliğinde uygulanacak ilaç tedavisi büyük ölçüde şikayetleri en aza indirmeye yardımcıdır. Stresse her duruma olduğu gibi MS hastalığına da olumsuz etkide bulunmaktadır. Çünkü vücudun sürekli bir alarm halinde oluşu bağışıklık sistemini zedelemektedir. Stresten uzak durmak mümkün olmadığından en azından stresle başa çıkma yöntemlerine başvurmak yararlı olacaktır. Örneğin; olaylara olumlu bakabilmek, bardağın dolu tarafını görmeye çalışmak, sıkıntıları paylaşmak, belki profesyonel destek almak, gevşeme teknikleri yada düzenli spor gibi rahatlatıcı etkinliklerde bulunmak stresle başa çıkmada yardımcı yöntemlerdir.

Peki bu hastalıkla savaşta beslenmenin olumlu etkileri olabilir mi? Cevabımız evet, beslenmenizde de birkaç küçük noktaya dikkat ederek hastalığın iyileşmesine ve ilerlememesine katkıda bulunabilirsiniz. Örneğin, karbonhidratlardan fakir bir beslenme tarzının olumlu etkileri yapılan çalışmalarda görülmüştür. Özellikle basit karbonhidratlar dediğimiz şeker ve şekerli besinlerden olabildiğince uzak durmak faydalı olacaktır. Ekmek, makarna, pilav tarzı besinlerin ana yemeğiniz olmamasına özen göstermek ve diğer besin öğeleri kaynaklarından uzak kalmamak gerekiyor. Ayrıca bu hastalıkta yağ metabolizmasında değişiklikler olduğu ve doymuş yağ asitlerinin doymamış yağ asitlerine oranının arttığı saptanmıştır. Bu nedenle doymuş yağlardan kısıtlı beslenmek de doğru bir davranış olacaktır. Tereyağı, tam yağlı süt ve peynir gibi besinler yerine bitkisel sıvı yağlar ve yarım yağlı süt ürünleri kullanılmalıdır. Bitkisel sıvı yağların hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı ve daha kısa sürede iyileşme görüldüğü de belirtilmiştir. Ayrıca n-3 yağ asitlerinden zengin balık veya balık yağı kullanımı da sağlığın geliştirilmesinde olumlu etkilere sahiptir. Suni gıdalardan olabildiğince uzak durmak ve doğal besinleri tercih etmek de mutlaka yararlı olacaktır.

Takip edilen hastalarda, ilk 5 yılda genel olarak iyi huylu gidiş gösteren, yani önemli bir yaşam kalitesi kısıtlanması olmayan hastalarda seyrin iyi huylu gidebileceği görülmüştür. Uzmanlar, biyoteknoloji ve MS immunolojisindeki gelişmelerin ve hastalığın altında yatan nedenlere yönelik bilgilerin giderek arttığını ve MS tedavisinde birçok yeni hedefin gerçekleştirilebileceğini belirtiyorlar. Yapılan tüm çalışmalar da umudun devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Tüm bu değerli bilgiler için Prof. Dr. Rana Karabudak’ a hazırladığı kitabından dolayı teşekkürlerimizi ve tüm MS hastalarına geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.

MS ve Beslenme